Feed on
Posts
Comments

yaşlı çift

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Doğurursun…

Kaç çocuğun olursa olsun hepsine sevgini, zamanını, tüm imkanlarını verirsin…

Geceni…

Gündüzünü…

Aylarını…

Yıllarını verirsin…

Kendinden önce onları düşünürsün…

Yıllar geçer…

Sen yaş alırsın… Yaşlanırsın…

Kendine bakamaz olursun…

Büyütüp, hayata hazırladığın…

Boyunu aşan evlatların…

Çocukların vardır…

Ama kimse kalmaz görünürde…

Yanında…

Çok gelirsin onlara…

Ağır gelirsin onlara…

Hayat koşturmaları vardır çocuklarının… Sana ayıracakları zamanları yoktur çoğunun…

Evlerinde bir köşen… Yerin yoktur elden ayaktan düştüğünde…

Koyarlar seni adını huzurevi, ya da bakımevi dedikleri, yerlere…

Kimi gerçekten de huzur verir o evlerin…

Kimi ise…. Ne söz anlatır, ne yürek…

Gelin istemez…

Damat istemez…

En acısı da evlat istemez…

Huzur evine gönderilir huzura gerçekten ihtiyacı olan yaşlılar…  Kendi  evinin ortamına alışmış, yabancı bir yerde yaşamak istemeyen büyükler… Anneler… Babalar… Dedeler… Nineler…

Yabancılık çekerler gitmek istemedikleri o huzurevlerinde…

Özel günlerde aramak da zor gelir bazı evlatlara… Sair günlerde de…

Vakitleri yoktur çünkü!

İşleri vardır! Hem de daha mühim!

Rutin hayatları vardır kendilerine göre yaşamak istedikleri…

Ne farkı var huzurevlerine bırakılan yaşlıların, sosyal hizmetlerin yurtlarına atılan yavrulardan…

Dün doğurup ne zorluklarla büyüttükleri yavruları tarafından  dışlanan yaşlılar…

Onları huzurevlerine bırakan çocukları da bir gün gelip yaşlanacaklar… Bunu unuturlar çoğu zaman…

Yıllar geçecek ve o evlatlar da elden ayaktan düşecekler…

O gelinler…

O damatlar…

O evlatlar…

Unutmayalım her şey gelip geçicidir…

Para da…

Gençlik de…

Ömür de…

Geriye kalan  hafızalarda ve yüreklerde bıraktığımız izlerdir…

 

************************************************

Bu yazıyı niçin kaleme aldım?( 19 Kasım 1983’te babamı, 06/06/1984’te annemi kaybetmiştik. Onların anısına…)

Son günlerde yaşlılara yapılan saldırı, cinayet ve hırsızlıklar aldı başını yürüdü. Haberlerde insanın kanını donduran olayları duyuyoruz. Yalnız yaşayan yaşlı insanların başlarına gelenlerde onları yalnız yaşamaya iten evlatların payları büyük.

Parası olan evinde yaşlanmış büyüklerini istemiyor… Ya huzurevlerine, ya da bakımevlerine gönderiyorlar dul kalmış annelerini, dul kalmış babalarını…

Parası olmayan da ayrı evlerde yaşamalarına göz yumuyor yaşını almış anne ve babalarının…  Arada ziyaretlerine gidiyor olmak içlerini rahatlatıyor… Evlatlık görevlerini yerine getiriyor olarak görüyorlar kendilerinin…

Ne acı…

Tüm bunları duyunca kendi çocukluğum aklıma geldi. Ağabeyimle birlikte anne ve babamıza baktığımız günler dün gibi hafızamızda. 12 yaşında ben 15 yaşında ağabeyim hasta annemize baktık. Küçük yaşımızda evin sorumluluğunu üzerimize aldık. Hiçbir akrabanın yardımı olmaksızın hem de… 14 yaşımdayken annemiz iyice yatağa bağımlı hale geldi. çünkü Belden aşağısı tutmuyordu. Altına bez bağlıyordum. Bir zamanlar annemin bana yaptığı bakımları yıllar geçtikten sonra ben ona yapıyordum.

Bugün kendimle ve ağabeyimle gurur duyuyorum. Başımız dik. Çünkü biz evlatlık görevimizi yaptık. İçimiz huzurla dolu.

Günümüzde anne ya da babasını huzurevlerine, bakımevlerine bırakan evlatları duydukça çok üzülüyorum. Her türlü imkanı olanlar yaşlı anne ve babalarını kendi evlerinde, yanlarında baksalar…. Yaşlılarının istediği sevgiyi, huzuru birarada yaşayarak onlara verseler… Böylelikle kendi çocuklarına da güzel örnek olup yaşlılık günlerini garantiye alsalar fena mı olur?

Kendi yaşlısına sahip çıkmayan evlatlar kendi evlatlarından nasıl bir davranış görecekler acaba? Durup düşünmek lazım…

Sevgilerimle

 

Bircan OĞANKUL

16/11/2013

Yazar :

1967 İzmir doğumlu. İşletme Fakültesi( Muh.- Finans) mezunu. Doğayı, tüm canlıları seven. 25 yıldır yaşadıklarını, öğrendiklerini, deneyimlerini ve düşüncelerini yazıya döken. Sosyal işlerde yer almaktan mutluluk duyan biriyim.

Yazarın websitesiYa

3 Cevaplar to “YAŞLANINCA YERİMİZ NERESİ? – Bircan OĞANKUL”

  1. yaşlanmaktan korkmaya başladım……o kadar da değil bence..ya da her aileye göre değişir diyorum….

    sevgiler

  2. Bircan OĞANKUL dedi ki:

    Her aileye göre değişiyor gerçekten de. Yalnız yine de şu bir gerçek; o kadar çoğaldı ki yaşlı insanlar ve başlarına gelen olaylar. Hemen hemen her gün bir haber onlarla ilgili oluyor. ” Yalnız yaşayan yaşlı çifti balkondan aşağı attılar. Biri öldü diğeri yatağa bağımlı yaşıyor… ” Yaşlı kadını parası için öldürdüler…” vb haberler hayatın içinde.

    Bunun yanı sıra huzurevleri ya da bakımevlerinin sayısı da hızla arttı ve oralara gönderilenler de genç değiller.

  3. KERİM HÜRCAN dedi ki:

    Sizler, bizler gibi yaşadığımız ortamda kaç kişi düşünebiliyor ki yaşlılığı, yaşlanınca ne olacağımızı. Veyahut yaşlı ana-babamızı kaç kişi bizler kadar düşünüp, hayır dûalarını arada bir de olsa alan kaç kişi var diye ben çok düşünüyorum. Eğer yeni yetişen neslimize bu düşünceyi, fikri aşılayabildiysek ben insan olarak yaşlanmaktan korkmuyorum Ablam… Ne mutlu bizim gibi düşünen ortayaş kuşağına… Selâmlar, Metin Ağabeyime de ayrıca saygı ve selâmlar, Sağlıcakla ve dostça, mutlulukla kalın…