Feed on
Posts
Comments

http://www.yankiyazgan.com    

Tatilin çocuk psikolojisine etkisi ya da çocuklarıyla tatil planı yapan ebeveynlerin dikkat etmesi gereken noktalar gibi popüler basından gelen sorularla karşılaştığımda, ideal ve doğru bir yanıt vermek bir doktor olarak benim için kolay değil. Görüşlerimi temellendirebileceğim bilimsel araştırma verileri vs olmadığına göre, deneyimlerimle sınırlı birkaç öneri ile yetinelim. Öncelikle, bir düşünce alıştırması yaparsak,  kendi çocukluklarımızda anne ve babamızla yaptığımız tatillerin nasıl geçtiğini hatırlamayı deneyebiliriz.

Büyüklerle tatil çocukların genellikle sıkıldığı, kendi istediklerini yapmak ve yaptırmak istedikleri, bunu başaramadıklarında üzülüp bozuldukları bir dönem olarak hatırlanıyor. Çok kişi çocukluk tatillerinde kendisine özel davranılmadığını, çocuklara uygun yerlere gidilmediğini belirtiyor. Anne-babasının tercihlerine tabi kalmanın bunaltıcılığını hatırlayanlar da az değil.

En güzel hatırlanan tatiller ise, hele yaş okul çağı ve üstünde ise, başka çocuklarla beraber olma fırsatlarının olduğu ortamlarda geçirilenler. Bugün anne-baba olanların çocukluğundan farklı bir dönemde olduğumuz apaçık. Bu fark nedir peki, diye sorulduğunda internet, video ve bilgisayar oyunları, cep telefonu gibi teknolojik “sıkıntı gidericiler” akla geliyor.  Ama temel ihtiyaçlar, çocukların ve anne-babanın gelişimleri açısından en önemli olan, anlama ve anlaşılma, önem verilme ve sevilme, o zaman da, bu zaman da, aynı yeri koruyor.

Yaş küçük ise (okul öncesi), çocukları peşimizden sürüklediğimiz yerlerde, bize bir biçimde uymalarını beklemekten vazgeçerek başlayabiliriz. “Çocuk merkezli aile olmayalım”, “çocuk peşinde koşmayalım” diyen bir çok anne-babaya hak vermemek mümkün değil, ama, çocukların önceliklerini tanımak zorunda olduğumuzu da hatırlatayım.

Peki, çocuklarımıza öncelik tanımak ne demek? Öncelik tanımak, saçımızı süpürge etmek, onun için yaptığımız özverilerden oluşma bir borç yükü yaratmak mı? Çocuğun kendi ihtiyaçlarını ifade etmesine olanak sağlamak (konuşmak), ihtiyaçların karşılanması için kılavuzluk yapmak (neyi nasıl yapacağını, nerede duracağını öğretmek)… Bunun bir zahmet getireceği aşikar, ama anne-baba olmaya eğer karar vererek ve sorumluluk alarak başladıysak, “ben böyle olacağını bilmiyordum” demekle kurtulamayacağız.

Tatil bu “öğretme” süreci için bir fırsat olabilir mi? Üzerimizde gündelik yaşamın yüklerinin daha az olduğu bir dönemde, çocuklarımızla ne paylaşabilir, onun bu paylaşımdan ne kazanmasını bekleyebiliriz?

Beraber olma zevkine öncelik vererek başlayabiliriz. İlk iş olarak zamanı yapılandırmak, günün belli saatlerini (isterseniz günışığına göre, isterseniz kolunuzdaki saate göre) bir ortak faaliyete ayırmak düşünülebilir. Aynı mekanda, ortaklık duygusu yaratan faaliyetlerle geçirilen zaman dilimlerinin “insana iyi gelen” (buna terapötik demeyelim lütfen!) bir yanı olduğunu çoğumuz deneyimlerimizden biliriz. Ama hangi faaliyet bu duyguyu yaratır, bilemem; en iyisi denemek, başkalarının tavsiye ve deneyimlerine kulak vermek olur.

Artık bahçe mi çapalarsınız, balık mı tutarsınız, duvar mı boyarsınız, kitap mı karıştırırsınız, kurabiye mi yaparsınız; çocuğunuzun yaşına, cinsiyetine, sizin yaşınıza başınıza, merakınıza hevesinize göre karar verin. Ama başı sonu belli, yapılıp bitirildiğinde tamamlanmışlık duygusu veren bir faaliyette bulunun. Hem size, hem de çocuğunuza “iyi gelir”; şöyle bir dönüp baktığınızda emeğinizin sonucunu görmek, kabarmamış bir kek ya da çökmüş bir kumdan kale de olsa, emeğinizin kayda geçmiş haline tanık olmak fena mı olur? Fotoğraf çekmeyi, çektiğiniz fotoğraflardan beğendiklerinizi basmayı unutmayın; tatillerin çoğu hatırlandığında, hele çok ileri yıllarda, bir anlam kazanacaktır.

Çocuğun psikolojik gelişimine faydası olsun diye düşünerek tatil yapmak, planlamak, hakikaten akla zarar bir durum; ama, çocuk sahibi olmanın da önemli bir sorumluluk getirmiş olduğunu, hayatınızda gereken değişiklikleri ve vazgeçişleri yapmanızın gerekebileceğini, hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını akıldan uzakta tutmayın. Eskisinin en iyisi olduğuna inananlardansanız, durumunuz ek gayret gerekebilir. İyi tatiller.


Prof. Dr. Yankı Yazgan‘a ve denizce.com’a teşekkürler.

Yazar :

1967 İzmir doğumlu. İşletme Fakültesi( Muh.- Finans) mezunu. Doğayı, tüm canlıları seven. 25 yıldır yaşadıklarını, öğrendiklerini, deneyimlerini ve düşüncelerini yazıya döken. Sosyal işlerde yer almaktan mutluluk duyan biriyim.

Yazarın websitesiYa

1 Cevap to “Çocuklarla Tatil Yapmanın "doğru yolu" – Yankı YAZGAN”

  1. Çok başarılı bir site