Feed on
Posts
Comments

ÇOCUKLAR…

 

“Öğretmenim ben anne babamdan bayramlık istemiyorum. Et, bal baklava da istemiyorum. Beni sevdiklerini sözleriyle ve davranışlarıyla göstermelerini istiyorum.

Bayram da Geldi; Çok Şey mi İstiyorum?

Beni birileriyle kıyaslamalarını istemiyorum; çünkü kıyaslamak reddetmek olduğu için, bu da beni sevmemek anlamına geldiğini de biliyorum. Ben onları sevdiğim için hiçbir zaman başkalarının anne ve babalarıyla kıyaslamadım. Sevdim; çünkü onların çocukları olmaktan mutluyum, bir daha bu dünyaya gelsem yine onların çocukları olarak gelmek isterim. Ben paralarını değil sevgilerini istiyorum. Acaba hocam sizce ben çok şey mi istiyorum?”  Gerçekten bu çocuklar çok şey mi istiyorlar.

Hiçbir anne baba çocuğunu sevmemezlik etmez; ancak çocuklara gösterilen sevgide bir yetersizlik ve eksiklik olur. Çocuğa gösterilen sevgi genelde eksi uçtadır.

             Anne babaların bu çocuklara göstereceği ilgi ve sevgisi ya azdır yâda hiç yoktur. Çocuk, bunlar için bir ayak bağıdır, bir yüktür. Bu guruba kalabalık kardeşli çocuk,   erkek çocuğu beklerken kız olması,  istenmeyen hamilelik sonucu doğan çocuk, üvey evlat… girer.

            Çocuğa gösterilen ilgi ve sevgi yapmacıktır. Çocuğun anne babaya yaklaşmak istedikçe anne baba da itici davranır. Böyle anne babalar çocukları şımartmaya gelmeyeceği, çocukları kalbinden sevdiklerini söylerler.

            Görevlerinin sadece çocukların karnını doyurmak olduğunu zannederler bu anne babalar. Oysa bu çocuklar sevgi ister, ilgi ister, sıcak yuva isterler.

            Psikoloji kitaplarında bir deney vardır.  Maymun yavrularının bulunduğu kafese iki tane anne maymun postu koyarlar. Birinci maymun, tüylerini sivri fakat yavru maymunlara süt verecek şekilde ayarlanıyor. Diğer maymun ise süt vermeyecek fakat tüyleri pamuk gibi yumuşak olarak ayarlanır. Gözlem sonucunda yavru maymunlar süt içtikleri tüyleri batan maymun postuna sadece karınları doyurmak için yaklaşıyorlar. Geri kalan zamanları tüyleri pamuk gibi yumuşak olan maymun postunun yanında geçirirler. 

            Çocuklarına karşı buzdolabı gibi olan bu anne babalar, çocukların olumlu davranışlarını görmezlikten gelirler. Çocuklar çok iyi bir işte yapsalar dahi o senin görevindir derler. Böyle anne babalar bu çocukların hatalarını o kadar büyütürler ki; “Allah’ım, neydi günahım da bu çocuğu bana verdin!” diye söylenirler.

            Anne babaların ilgisiz ve umursamaz tavırları ileri yaşlarda insanlara karşı ilgisiz ve sevgisiz yapar.

            Sevgisiz büyüyen bu çocuklar büyüdükleri zaman insanlara karşı buzdolabı gibi olacaklarından arkadaş çevresi olmayacaktır. Bunlar insanlarla iletişim kurmak ister ancak çocukluk döneminde anne babası tarafından reddedildiği gibi reddedilmekten korkarlar

Bu çocuklar,  kleptomani hastalığı dediğimiz hiçbir şeye ihtiyacı olmadığı halde misafirlikte iken komşu çocuğunun oyuncağını; okulda arkadaşının silgisini, kalemini… çalar. Bu çocuklar büyüdükleri zaman hırsızlık, kapkaççılık dolandırıcılık… v.s yaparak hem kendilerine gösterilmeyen sevgini intikamını almak hem de kendilerini ispatlama gayreti içine gireceklerdir.

Sonuç olarak çocuğu sevmek demek onunla sürekli ilgilenmek, ona güler yüz göstermek ve çocuğu sürekli onu kucaklayıp öpmek değildir. Çocuklara yerinde ve zamanında gösterilecek tatlı bir bakış, samimi bir gülüş ve içten bir sarılıştır sevmek.

            Dünya da çocukları kandırmanın en zor şeyi sevgi olduğunu unutmamanız dileğiyle… 

 http://www.hakimiyet.com/yazi/14103/Bayram_da_geldi_cok_sey_mi_istiyorum.html

Yazar :

1967 İzmir doğumlu. İşletme Fakültesi( Muh.- Finans) mezunu. Doğayı, tüm canlıları seven. 25 yıldır yaşadıklarını, öğrendiklerini, deneyimlerini ve düşüncelerini yazıya döken. Sosyal işlerde yer almaktan mutluluk duyan biriyim.

Yazarın websitesiYa

Yorumlar kapatıldı.